Herkese merhaba ile başlayan bugünkü blog yazımda farklı bir içerikle karşınızdayım: Liebster ödülü. Daha öncesinde böyle bir ödülün varlığından bihaber olduğumdan dolayı minik bir araştırma yaptım ve bu ödülün güzel ve faydalı içerikler sunan blogların tanıtımına destek olmak amacıyla verildiğini öğrendim. Öncelikle beni bu ödüle layık gören, yazılarını çok severek okuduğum sevgili albaraz’a çok teşekkür ederim. Kendisiyle blog dünyası vesilesiyle tanıştığım bu değerli insan içimdeki yazma isteğini daha çok ortaya çıkarmak için beni motive eden kişilerden bir tanesi. Yaklaşık 9-10 ay önce, ben daha bu camiada yeniyken ve sadece kendimi tatmin etmek adına kitap incelemeleri yaparken, yazılarıma yaptığı o güzel yorumlarla daha çok kitap incelemeleri yapmak ve daha çok insanın okuduğum kitapların o güzel dünyasından haberdar olmasını sağlamak adına bana güven veren kişilerden birisi. Bu sebeplerden ötürü de kendisine ayrıca teşekkürlerimi sunarım.
Şimdi sıra geldi bana yöneltilen o güzel soruları cevaplamaya.
1- Yarın birlikte yemeğe çıkma şansınız olsa, hangi yazarı seçerdiniz? (geçmişten, günümüzden)
Bunun cevabını tahmin etmek takipçilerim için çok da zor olmasa gerek. Bu kişi kesinlikle Virginia Woolf olurdu. Kendisiyle felsefe, sanat, edebiyat gibi konularda konuşmak; özellikle kadın hakları, cinsiyet eşitsizliği gibi konularda geçmişten günümüze değişiklikleri irdeleyerek günümüzde ne gibi çalışmalar yaparak bu eşitsizlikleri azaltmanın daha mümkün olabileceği konusunda kendisiyle fikir alışverişi yapmak isterdim. Böylelikle kendimi bir parça da olsa Bloomsbury Grubu’nun bir üyesi gibi hissedebilirim 😊
2- Ailenizden biri siz çocukken size kitap okur muydu?
Hatırladığım kadarıyla hayır fakat babamın öğretmenim olması dolayısıyla benim kitapları sevmem için ekstra çabaları olmuştu. Tabi ki de bu sevginin temelleri aile ortamında çok küçük yaşlarda atılsa da ileriki yaşlarda deneyimlediklerimizin etkisiyle bu kitap sevgisi artıyor veya azalıyor. Umuyorum ki kimsede bu sevgi azalmasın, ömür boyu hep öğrenecek yeni şeyler olduğunu bilerek kitapların o güzel dünyasına sarılı kalsınlar.
3- En sevdiğiniz şiirin, size en çok dokunan mısrası?
En sevdiğim şiir Didem Madak’ın Grapon Kağıtları adlı o güzel eserinden “Bıktığım Şeyler ve Yeşil Fanila”. Bu şiiri her okuyuşumda yepyeni bir detay beni başka noktalara sürüklüyor gibi hissediyorum. Bu şiirin en sevdiğim mısrası da “Güneşi özledim, sonra seni/Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım.” Grapon kağıtları gibi rengarenk, cıvıl cıvıl, güzelliklerle örülü bir ömür geçirebilirdi Didem Madak fakat senelerce acılar, yalnızlıklar peşini bırakmadı onun. O yüzden bu dizeleri okurken ben de kendimi grapon kağıdına sarılı bir kar küresi gibi hissediyorum. Dışım cıvıl cıvıl ama içim hapsolmuşluğun verdiği hüzün ve acılarla dolu.
4- Ölümsüz olmak mı, 5 yıl sonra ölmek mi?
Açıkçası ikisini de tercih etmezdim çünkü ne zaman öleceğimi bilerek yaşarken hayatın yeterince tadını alamazdım. Ölümsüz olsam da hayatta bana güzel gelen şeyler bir süre sonra canımı sıkmaya başlardı. Ayrıca sevdiğim herkesi kaybettikten sonra da ne kadar çok yaşadığımın bir önemi var mı?
5- Kitapların önsözlerini okuyor musunuz, geçiyor musunuz?
Önsözlere her zaman değer veririm ve onları okumadan geçtiğim bir kitap olmadı daha, olacağını da düşünmüyorum. Kitabın ruhuna adapte olmak için bir hazırlık aşaması niteliğindedirler benim için önsözler. Ayrıca bu önsözler ya yazarın kendisi tarafından ya da o kitabı okuyup kendinde bir şeyler bulan diğer önemli yazarlar tarafından yazıldığı için kitapların önemini ve güzelliğini daha fazla kavramama yardımcı olurlar. Bence hala önsözleri sıkıcı bulup okumadan geçenler varsa bir an önce bu yanlışlarından dönsünler.
6- Kimselere göstermediğiniz, ölümünüzden sonra bulunmasını umduğunuz yazılarınız var mı?
Eskiden beri ufak tefek bir şeyler karalıyor olsam da öyle çok kayda değer güzel, önemli yazılarım olmadı. Blog dünyası benim için bir ilk diyebilirim. Zaten oradaki yazılarımı da herkesin görebileceği şekilde paylaşıyorum. Şimdilerde ara sıra aklıma estikçe yarım yamalak şiir mısraları yazıyorum ve bunları kimseye göstermedim fakat öldükten sonra de herhalde ortaya çıkmalarını istemem. Belki de kendime şiir konusunda güvenmediğimden, bilemiyorum.
7- Aşık olduğunuz kişi için yazı yazdınız mı? Haberi oldu mu?
Evet, şiir yazmıştım onun için ve kendisiyle paylaşmıştım. Açıkçası halen de yazıyorum ve onunla paylaşıyorum 😊
8- Çok okunmak, takip edilmek, okuyucular tarafından bilinmek istiyor musunuz? Böyle bir dileğiniz var mı?
Blogumu ilk açtığımda tek dileğim okuduğum kitapları unutmamak adına onlara dair edindiğim tüm bilgileri bir çatı altında toplamaktı fakat zamanla yazılarımı okuyanları gördükçe çok mutlu olmaya başladım. Onlara minicik dahi olsa o kitapları okumak için bir ışık olabilirsem ne mutlu bana diye düşündüm hep. Zaten çok takipçim de yok, bu minik dünyam bana yetiyor. Çok takip edilmekten ziyade kitapları benim vesilemle veya kendi kendilerine okuyan kişilerle bu kitaplara dair fikir alışverişi yapıyor olmak ve onların görüşlerini almak beni mutlu ediyor, hep de edecek.
9- Sayfanızda veya başka mecrada yazarken oto-sansür uyguluyor musunuz?
İster istemez toplum tarafından bize dayatılan normlar dilimize ve davranışlarımıza yansıyor. Ben de uzun zamandır bu toplumda kullanılan kalıplaşmış sözleri dilimden defetmek için inanılmaz bir mücadele veriyorum. Tabi ki hala farkında olmadan, istemeden de olsa kullandıklarım oluyordur fakat özellikle yazılarımı yazarken dilimi oldukça bilinçli bir şekilde kullandığım için seçtiğim kelimelerin toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına vs. bağlı kalmamasına önem veriyorum. Özellikle D.H.Lawrence’ın kitapları hakkında incelemeler yaparken toplumumuzda bazı “uygunsuz” olarak nitelendirilen kelimeleri seçme konusunda daha serbest davranabildiğimi düşünüyorum fakat hala maalesef bazı kelimelere istemeden oto-sansür uygulamaya devam ediyorum.
10- Edebiyat dergisi yazarı olmak ister miydiniz?
Böyle bir hayalim olmadı fakat şimdi düşününce bir edebiyat dergisinde yazıyor olmak mükemmel olurdu. Her ne kadar güzel yazı yazdığımı düşünsem de bir edebiyat dergisi yazarı olmak için yeterli miyim çok da emin değilim açıkçası fakat hayali bile güzel 😊
11- Kendi aileniz yazılarınızı okuyor mu?
Evet, ailemi yeni yazı paylaştığım zaman haberdar ediyorum ve özellikle babam şimdiye kadar zannediyorum yazılarımın tamamına yakınını okudu 😊
LIEBSTER ÖDÜLÜ KURALLARI
1-Sizi aday gösteren kişiye teşekkür edin ve başkalarının bulabilmesi için bloglarına bir bağlantı sağlayın.
2-Sizi aday gösteren blog yazarı tarafından sorulan soruları yanıtlayın.
3-Diğer blog yazarlarını aday gösterin ve onlara 11 yeni soru sorun.
4-Blog gönderilerinden birine yorum yaparak adayları bu konuda bilgilendirin.
5-Kuralları listeleyin ve yayınınızda ve / veya blog sitenizde bir Liebster Blogger Ödülü logosu gösterin.
BENİM ADAYLARIM (Bu ödülü anasayfamda güzel içerikler paylaştığını düşündüğüm kişilere takdim ediyorum.)
https://nursendavies.wordpress.com/
https://dinceryurttas.wordpress.com/
fizikciahmetinsiirleri.home.blog
https://liveterra.wordpress.com/
SORULAR
- Blog yazmak sizin için ne ifade ediyor?
- Hayatınızda hiç sizi derinden etkileyecek bir olayla karşı karşıya kaldınız mı?
- Eski blog yazılarınızı okuyor musunuz? Onlardan memnun kalıyor musunuz yoksa değiştirmek istediğiniz şeyler oluyor mu ?
- Daha çok hangi türde kitaplar okumayı tercih ediyorsunuz?
- Sizi en iyi tanımlayan üç kelime nedir?
- Kitap okurken yazıların altını çizenlerden misiniz yoksa bunun kitaba hakaret olduğunu düşünenlerden misiniz?
- Hayatınız bir kitap olsaydı ilk cümlesi ne olurdu ?
- Eğer bir kitabın geçtiği dönemde ve ortamda yaşama şansınız olsaydı bu hangi kitap olurdu?
- Herkes tarafından beğenilmesine rağmen sizin okuyup beğenemediğiniz bir kitap oldu mu ?
- Blog yazarken size ilham veren bir şeyler veya birileri var mı?
- Kitaplardan uyarlanan film veya dizilere olumlu mu olumsuz mu bir bakış açısına sahipsiniz?
Heyecanıma, sevincime ortak olan herkese teşekkürler, sevgiler 🙂









